Deneme Yarışmamızda Birincilik Ödülünü Kazanan Deneme

                                                     BURSA’NIN İKİ SIRRI

  Birbiri ardınca akıp giden zaman dilimlerinin arasında şehirler, medeniyetlerin özü olmuştur. Zaman geçip gitse bile bu medeniyetlerin özü şehirlerin içerisinde saklı kalmıştır. Bazı şehirler bunu derinden hissettirirken bazıları bir sır gibi sadece kendisinden anlayana bunu hissettirmişlerdir. Nitekim Bursa, kendi gönül kapılarını sadece müdavimlerine açmıştır. Aynı zamanda yüzyıllar boyunca medeniyetlerin beşiği olmuştur. Bu medeniyetler yüzyıllar boyunca Bursa’ya bir hüviyet kazandırmış ve bu hüviyet zaman içerisinde gelecek nesillere aktarılmıştır. Ve adeta Bursa ile zaman iç içe geçmiştir. Öyle ki Bursa sokaklarında gezmeye başladığınızda bugün itinayla korunmakta olan binlerce yıllık medeniyetlerin izlerine rastlayabilirsiniz. Son dönemlerde yapılan araştırmalar da Bursa’nın Anadolu’dan Avrupa’ya bir geçit olduğunu kanıtlar niteliktedir.

 Bursa, diğer şehirlere nazaran tek bakışta anlaşılacak bir şehir gibi dursa da zaman içerisinde insanı kendi derinliğine çeker ve adeta insanı kendi efsununa hapseder. Nitekim tarih, Albert Gabriel ’den Andé Gide’ ye Ahmet Kutsi Tecer’ den Hamdullah Suphi’ye Ahmet Haşim’den Bedri Rahmi’ye Falih Rıfkı’dan Halit Fahri’ye Ahmet Hamdi Tanpınar’dan Nurettin Topçu’ya kadar Bursa’ya gelip kendini Bursa’dan koparamayan birçok isimle doludur.

 Şehrin, müdavimlerine zamanı unutturması şehir ruhuyla insan ruhunun en ziyade biçimde kaynaştığının göstergesidir. Zira zaman yoksa insanı kıskacına alan dertler ve ağrılar da yoktur. Bursa kendini açtığı kişilere bunu anbean yaşatmaktadır. Öyle ki az bir tahayyülle Osman Gazi zamanına gider şehrin o zaman ki kokusunu ciğerlerinize çekebilir veya Ulucami’den Tophane’ye doğru yol alırken kendinizi bulunduğunuz zamandan bambaşka bir zaman diliminde bulabilirsiniz. Bunu fark ettiğiniz de ise bulunduğunuz zamanı tamamen unutmuş ve Bursa’nın derinlerinde sakladığı o efsunlu geçmişe tanık olursunuz. Artık betonların arasında kalsa da bütün mimari yapılarıyla ve bütün içine kapanmışlığıyla köklerimizden olduğunu hissettirir. Bursa, bu yapılarla zamanın hengamesine karşı adeta bir seremoni yaparak kendisiyle iç içe geçtiği o geçmiş zaman şiirlerini okur. Bursa’da zamanın şehirle ne kadar bütünleştiğini anlamak için gökyüzünü seyretmek bile yeterlidir. Tarihi çınarların göğe kadar uzanan heybetli duruşları masmavi gökyüzü ile buluşunca aldığınız nefesin tadı, anlamı daha farklı gelir. O vakit Evliya Çelebi’nin “Ruhaniyetli bir şehirdir.”diye bahsettiği Bursa sokaklarında ki sırrı tam manasıyla kavrayabilirsiniz. Zira bu sır anlaşıldığında her adımda bin adımlık mesafe aşıp farklı zamanlardan geçilmiş gibi değişik haller yaşayarak her an değişen değiştikçe güzelleşen manzaralar açılır insanın önüne.

 Fakat insanın bu hale ulaşabilmesi için evvela Bursa’nın maneviyatını daha sonra ise ondaki harikulade sanatları bilmesi elzemdir. Öncelikle Bursa, uhrevi sükûnet ve uhrevî rahatlığı bir arada bünyesinde bulunduran ender şehirlerimizden biridir. Her anı bünyesinde saklayıp adeta bir ayna işlevi görerek geçmiş zamanı bu günlere nakşetmesi onda zamanın nasıl durduğunu gösteren bir delildir. Zira Bursa’ya bu havayı katan onun aynı zamanda içinde birçok ulu şahsiyetin kabirlerinin bulunması dolayısıyladır. Bu kişiler Bursa’yı keşfedip onun kalbine girmiş kişilerdir. Zannımca Bursa’yı tanımanın ilk adımının bu şahısları tanımaktan geçmesinin sebebi de Bursa’nın onlara olan vefasından ileri gelmektedir. Ahmet Hamdi Tanpınar: “ Bu şehirde muayyen bir çağa ait olmak o kadar kuvvetlidir ki insan ‘Bursa’da ikinci bir zaman daha vardır.’diye düşünebilir. Yaşadığımız, gülüp eğlendiğimiz, çalıştığımız, seviştiğimiz zamanın yanı başında ondan daha çok başka, çok daha derin, takvimle, saatle alakası olmayan; sanatın, ihtirasla, imanla yaşanmış hayatın ve tarihin bu şehrin havasında ebedi bir mevsim gibi ayarladığı velût ve yekpare bir zaman… Dışarıdan bakılınca çok defa modası geçmiş gibi görülen şeylerin, bugünkü hayatımızda artık lüzumsuz zannedebileceğimiz duyguların ve güzelliklerin malı olan bu zamanı bildiğimiz saatler saymaz, o sadece mazisinde yaşayan bir geçmiş zaman güzeli gibi hatıralarına kapanmış olan şehrin nabzında kendiliğinden atar.”[1] der. Bursa’nın yaşayan bir müze olmasının ve insana bulunduğu zamanı unutturup derin yolculuklara çıkarmasının sebeplerinin en başında da bu iki sebep gelmektedir. Bu şehrin tarihinin içinde sakladığı maneviyat her daim onu tanıyanlara yol göstermiştir.

 İkinci olarak ise sanat adeta Bursa’nın yapıtaşı olmuştur. Öyle ki onu eleştirmeye gelen bazı yabancı yazarlar bile ondaki harikuladelik karşısında şaşkınlıklarını dile getirmekten çekinmemişlerdir. Bursa yüzyıllar boyu her konuda öncü olmuştur ve bu öncülük sanat konusunda da gerçekleşmiştir. Hatta Bursa’nın çeşmelerinden şakırdayan su dahi bundan nasibini almıştır. Camilerin avluları ortasındaki şadırvandan şakırdayan su sesleri yıllar boyunca insanları mest etmiştir. Türbeler, tekke ve zaviyeler girenin edeple gireceği ve edeple çıkacağı şekilde tasarlanmıştır. Kapılarda ki süslemelerin ihtişamı ve aynı zamanda sadeliği iki zıt kavramı aynı anda bünyesinde barındırmasından dolayı bunlara hayran olmayan yoktur. Şehrin siluetini şekillendiren tepeleri taçlandırıp düzlüklere uhrevî bir hava kazandıran mehabetli mabetlere hattatların hatları mana derinliği verir; vitray, ahşap, mermer, demir ustalarının ve diğer sanatçıların şaheserleri bu şehre gönül zenginliği kazandırmıştır.  Eski Bursa evlerine dahi baktığımızda aynı durum karşımıza çıkacaktır. İşte böylece insan bunları bildiğinde Bursa’nın kendi içine çektiği derinliği kavrayabilir ondaki sessiz fakat bir o kadar da kendini tanıtma isteğini anlayabilir. İnsan bunları kavradığında ve bulunduğu zamandan sıyrılıp gitmenin tadını hissettiğinde Bursa’dan kopamaz hale gelir.

Hülasa Bursa’ya belli bir hüviyet ve kimlik kazandıran etmenlerin en başında maneviyat ve sanat gelir. Bu yüzdendir ki Bursa’nın efsunlu kollarına kendilerini bırakanlar bu derin maneviyat ve sanatla meşgul kişiler olmuştur. Ondaki bu gizemli hali anlamak, asıl zamanı geride bırakan bu ikinci zamanı anlamaktan geçmektedir. Ahmet Hamdi Tanpınar :” şimdi Bursa’da asıl zamanın yanı başında, bizim için ondan daha başka ve ondan daha derin mevcut olan ikinci zamanı yapan şeyin ne olduğunu öğrenmiş gibiyim. Bu ses ve onun etrafı kucaklayan, her dokunduğu şeyin özünü bir ebediyette tekrarlayan akisleri, bu mevsimlerin ve düşüncelerin ezeli aynası, zamanın üç çizgisini birden veren tılsımlı bir aynadır.  Sanatın aynası da bundan başka bir şey değildir.”[2]diyerek açıklar bunu.

 

 

                                                                                                Ayşe Nur GÖNEN

                                                                                                                                  Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi

                                                                                               

 

 

[1] Beş Şehir- Ahmet Hamdi Tanpınar sy:108

[2] Beş Şehir- Ahmet Hamdi Tanpınar sy:138

Sosyal-Paylaşım

Anasayfaya Dön Güncel Haberler Haber Arşiv

Haber Tarihi : [27-May-2017]

Haber Görüntüleme : [660]